Ziya Çağrıcı 16 Mart 1910 yılında Sivas’ın Altınyayla ilçesinin Taşlıhüyük köyünde dünyaya gelmiştir. Annesinin adı Safiye, babasının adi Mustafa’dır. Babası I. Cihan Harbi’nde Ermenilerin yaptığı saldırıda Aziziye Tabyasi’nde şehit olmuştur. Babası şehit olduktan sonra annesi ve beş kardeşiyle beraber yaşamına devam etmiştir. Ziya Çağrıcı, iki kız üç erkek kardeşin en küçüğüdür. Aşık Ziya dört buçuk yaşında mahalle imamına gitmiş ve Kur’an-ı Kerim öğrenmiştir. Latin harflerini ise sonradan kedi kendisine öğrenmiştir. 24 yaşında evlenmiştir. 1940 yılında askere gitmiş, dört yıl Edirne’de askerlik yaptıktan sonra köyüne dönmüştür. Aşık Ziya’nın dokuz çocuğu olmuştur. Daha sonra bu çocuklardan dördü hayatta kalmıştır. Aşık Ziya şiir yazmaya 64 yaşında başlamıştır. Bunda ailesi ile arasının açılmasının büyük etkisi olmuştur. Aşık Ziya hemen bütün şiirlerini, rüyasında kendisine verilen “ayaklar” ile söylemiştir. Şiirlerinde “Ziya, Müezzin Ziya, Müezzin, Müezzinoglu” gibi ad ve mahlasları kullanmıştır. Hemen her konuda şiiri vardır. Fakat dinî ve millî şiirleri daha fazladır. Saz çalmasını bilmediği için tanınmamıştır. Meşhûr Aşık Talibî Coşkun halasının oğludur.
Gül ile bülbül sohbeti Serden gitmiyor hasreti Eşine etmez mihneti Yine bül bül zar içinde Gül seherde şirin açar Bülbül feryadını saçar Gül dostundan bade içer Yine bülbül nar içinde Gül süslenir giyimine Bülbül saçar yayımını Gülün nazik oyununu Yine bülbül dar içinde Bülbül aşık gül dalına Ötüşür kendi diline Müezzin’im hak yoluna Yine bülbül zor içinde
Zikre vermiş dillerini Hakk’a açmış ellerini Tomurcuklu güllerini Açmış elif elif diye Aşkıyla gaflet dalmış Mavi gözler yaşla dolmuş Ma’şukundan name almış Seçmiş elif elif diye Elif açmış güllerini Al yanakta tellerini Kadeh dolu ballarını İçmiş elif elif diye Elif ismin bir eylemiş Aydın kalbin nur eylemiş Huri aşkın sır eylemiş Biçmiş elif elif diye Ziya ister elif askın Cennette arıyor köşkün Huriler içinde seçkin Uçmuş elif elif diye